British Museum'daki Ur Kraliyet Oyunu tahtası ve taşları

Dünyanın en eski masa oyunu hangisi?

17 Ekim 2026

Kısaca: Cevap, “en eski”den ne anladığınıza bağlı. Bulunmuş en eski eksiksiz oyun takımı Irak'taki Ur kraliyet mezarlarından (British Museum'un tarihlemesiyle MÖ 2600–2400). Mısır'ın Senet'i ve yılan biçimli Mehen tahtaları daha eskiye, MÖ 3000 dolayına uzanıyor, ama kuralları bilinmiyor. En uzun süre neredeyse değişmeden oynanan oyun Go. Tavla ve mangala gibi tanıdık oyunların kökleri Orta Doğu ile Afrika'da; satranç MS 600'den önce Hindistan'da doğdu. Bugün “çocuk oyunu” saydığımız kutu oyunları ise şaşırtıcı biçimde yeni: Tarihçi David Parlett'e göre çocuklar için masa oyunu 18. yüzyılın sonundan pek daha geriye gitmiyor.

Okuma süresi yaklaşık 10 dakika

Yazı büyük ölçüde tek bir kitaba dayanıyor: David Parlett'in 1999'da Oxford University Press'ten çıkan The Oxford History of Board Games kitabı. Parlett oyun tarihçisi ve oyun tasarımcısı; kitabı “kültür tarihi değil, tarihsel çizgide analitik bir tarama” diye tanımlıyor ve oyunları oynandığı topluma göre değil, nasıl işlediklerine göre sınıflandırıyor. Kitap yirmi yılı aşkın süre önce yazıldı; sonraki kazılar ve araştırmalar bazı tarihleri değiştirmiş olabilir. Bu yüzden aşağıda sık sık “Parlett'e göre” diyoruz; birkaç noktayı müze kayıtlarıyla karşılaştırdık, gerisini karşılaştırmadık.

“En eski” sorusunun dört cevabı

Bulunmuş en eski eksiksiz takım: Ur. Sir Leonard Woolley 1926–27'de bugünkü Irak'ta Ur'un kraliyet mezarlarını kazarken, düzeni aynı ama malzemesi farklı dört oyun tahtası buldu: yirmi kare, bir kısmı rozetlerle süslü. Yanlarında iki renkte on dört taş ve köşeleri kesik piramit biçiminde zarlar vardı. Parlett bunu “bulunmuş en eski eksiksiz masa oyunu takımı” diye anıyor. British Museum'daki örnek MÖ 2600–2400'e tarihleniyor. Kuralların büyük kısmını bilmemizin nedeni ise şaşırtıcı: MÖ 177/176 tarihli bir çivi yazılı tablet oyunun nasıl oynandığını anlatıyor; yalnızca hareket yönü eksik. British Museum'dan Irving Finkel oyunu bu tablete dayanarak yeniden kurdu.

En eski tasvirler: Senet ve Mehen. Mısır'da MÖ 30. yüzyıldan MÖ 4. yüzyıla kadar, otuz kareli (üç sıra on kare) bir oyun olan Senet'in tahtaları ve resimleri bulunuyor. Taşa kazınmış, kile basılmış ya da özenli bir oyun masasının parçası olarak yapılmış tahtalar var; Parlett bunun oyunun her sınıftan insanda yaygın olduğunu düşündürdüğünü yazıyor. Bir de kıvrılmış yılan biçiminde Mehen tahtaları var: Bilinen en eski örneklerden biri Birinci Hanedan'ın ikinci kralı Aha'nın adını taşıyor, yani MÖ 3000 dolayı. İki oyunun da kuralları yazılı değil. Senet için araştırmacıların yeniden kurguları var (Parlett, Timothy Kendall'ınkinin “geniş kabul gördüğünü” yazıyor); Mehen için oyunun bir yarış oyunu olup olmadığı bile belli değil.

En uzun süre değişmeden kalan oyun: Go. Çin kökenli Wei-qi, Japonya'daki adıyla Go, Parlett'e göre “neredeyse değişmeden en uzun süre oynanmış olmak anlamında dünyanın en eski masa oyunu”. Efsaneleri bir kenara koyarsak, oyunun MÖ 2. binyıla uzandığı genel kabul görüyor; Konfüçyüs'ün Analektleri'nde (MÖ 6. yüzyıl) anılan oyunun bu olduğu neredeyse kesin, Mencius (MÖ 2. yüzyıl) oyunun eskiliğinden ve ustalarından söz ediyor.

En eski izler, ama kuşkulu: delik sıraları. Mısır'da Kurna tapınağında, Karnak'ta ve Luxor'da taşa oyulmuş delik sıraları var; bunlar mangala türü oyunları akla getiriyor. Sahra'da yaklaşık MÖ 3000'e tarihlenen benzer yüzeyler bulunmuş. Ama Parlett, Sri Lanka'daki MÖ 2.–4. yüzyıl örneklerinin işlevi konusunda kuşku dile getirildiğini de ekliyor.

Yani sorunun tek cevabı yok. Ur'un takımı en eski eksiksiz takım; Senet ve Mehen daha eski ama kuralsız; Go en eski yaşayan oyun.

Zar nereden geldi?

İlk zarlar küp değildi. Yarısı düz yarısı yuvarlak çubuklar, deniz kabukları, sert tohumlar: Yere atılınca iki yüzden biri üste gelen her şey “zar” olabiliyordu. Tutankhamun'un mezarındaki bir oyun tahtasının yanında bu türden beş çubuk, Ur mezarlarında üç tane bulunmuş. Koyun ve keçi aşık kemiği de bir zar türüydü; British Museum'daki MÖ 800 dolayı bir pişmiş toprak heykelcik iki kızı aşık kemikleriyle oynarken gösteriyor.

Küp zarın icadını Herodot Lidyalılara, yani bugünkü Batı Anadolu'ya bağlıyor. Parlett bunu Herodot'a ve oyun tarihçisi Murray'e dayandırarak aktarıyor; Murray, Mısır'da MÖ 7. yüzyıldan önce küp zar bilinmediğini söylüyor. Karşılıklı yüzlerin toplamının 7 etmesi ise eski Yunan geleneği.

Avrupa'da 18. yüzyılın sonunda çocuklar ve aileler için basılan oyunlarda zar yerine sık sık topaç zar (teetotum) kullanıldı. Parlett'in aktardığı 1790 tarihli bir oyun notu nedenini açıkça söylüyor: “zar kutusunu ailelere sokmamak için”. Zar kumarhaneyi çağrıştırıyordu; topaç daha masumdu ve daha ucuzdu.

Tavla kaç yaşında, kimin oyunu?

Tavla ailesinin olası ataları Ur ve Mısır'ın yarış oyunları. Roma'da Duodecim Scripta ve Tabula oynanıyordu; “tabula” sözcüğü Bizans'tan Yunancaya tavli olarak geçti. Türkçe tavlanın da bu kökten geldiği genel kabul; Parlett'in türev listesinde Türkçe biçim yok, bu bağlantı bizim eklememiz.

Bugünkü tavlaya en çok benzeyen eski oyun ise Orta Doğu'nun Nard'ı. Adı Babil Talmudu'nda (MS 300–500) geçiyor. Orta Farsça bir anlatı olan Chatrang-Namak (yaklaşık MS 650–850), satrancın Hindistan'dan İran'a nasıl geldiğini ve karşılığında Nard'ın icat edildiğini anlatan bir hikâye içeriyor; bu bir efsane, tarih kaydı değil. Arapların İran'ı fethinden sonra Nard İslam dünyasına yayıldı. Parlett'in belirttiği bir ayrıntı dikkat çekici: 8. yüzyılda İslam hukuk okullarının kurucuları Nard'ı kesinlikle yasakladı ve oyunculara cezalar bağladı. Oyun yine de yayıldı; Avrupa'ya Endülüs üzerinden ve Haçlı seferlerinden dönenlerin çantasında girdi.

“Backgammon” adı İngilizcede ilk kez 1645 dolayında bir mektupta geçiyor (“Baggammon” yazımıyla). Oyunu hızlandıran katlama zarı ise 1920'lerde bir Amerikan kulübünde kullanıma girdi. Parlett ailenin bizim coğrafyamızdaki iki üyesini de anıyor: Türkiye'de hâlâ oynanan, Fransız Jacquet'nin bir türü olan Moultezim ve Levant'ta yaygın, “belki Türk kökenli” Gioul. Türkiye'deki yaygın tavlayı Parlett ayrıca anlatmıyor; biz de bu konuda bir Türkçe kaynağa bakmadık.

Satranç Hindistan'dan geldi, vezir 1490'da delirdi

Satrancın kökenine dair kanıtları Parlett tek tek tartıyor. MS 600 sonrasına tarihlenen bir Hint romansındaki “satranç taşı” göndermesini zayıf buluyor; yaklaşık 625 tarihli Harshacharita'daki “ordu dizmeyi ancak oyun tahtasından öğrenebilirsiniz” cümlesini daha sağlam sayıyor. 7. yüzyıl Pers metinleri oyunun Hindistan'dan geldiğini söylüyor; 9. yüzyıl Arap ustası al-Adlî de “Persler Hintlilerden, biz Perslerden aldık” diyor. Parlett'in vardığı sonuç: Satranç MS 600'den önce kuzeybatı Hindistan'da Chaturanga adıyla doğdu, İran'a Chatrang, Araplara Şatranc olarak geçti ve 1000 yılı dolayında Hıristiyan Avrupa'ya ulaştı. “Chaturanga” sözcüğü “dört kollu” demek: piyade, süvari, fil ve savaş arabasından oluşan klasik Hint ordusu.

Bugün oynadığımız satranç ise 1490 dolayının ürünü. Ortaçağ oyununda vezir yalnızca bir kare çapraz gidebiliyordu; filin hamlesi de kısaydı. Yeni oyunda vezir tahtanın en güçlü taşı oldu, fil uzun çapraza kavuştu, piyon iki kare açılış kazandı. Çağdaşları bu farkın adını koymuştu: İtalyanlar “deli vezir satrancı” (scacchi alla rabiosa), Fransızlar échecs de la dame enragée diyordu. İlk yazılı tanım Salamanca'da bir öğrenci olan Lucena'nın 1496–97'de basılan kitabında. Yeniliğin İspanya'da mı, İtalya'da mı başladığı tartışmalı; İspanya tezini savunanlar güçlü Kraliçe Isabella'nın etkisine işaret ediyor.

İki yan not: Parlett, 10. yüzyılın büyük satranç ustası as-Sûlî'nin (ö. 946) Türk kökenli bir prens ailesinden geldiğini yazıyor; Türk damasının (kareli olmayan tahta, düz ilerleyen taşlar) Batı damasıyla ilişkisinin ise “tarihsel araştırma beklediğini” söylüyor.

Mangala: Afrika'nın oyunu

Türkiye'de mangala adıyla bilinen oyun, Parlett'in “mancala” dediği büyük ailenin bir üyesi. Ad, Parlett'e göre Arapça “hareket ettirmek” anlamındaki nakala fiilinden geliyor. Oyunun en tuhaf özelliği taşların tarafsız olması: Hiçbir taş hiçbir oyuncuya ait değil, amaç çukurlardaki tohumları toplamak. Tamamen beceri oyunu; yine de hızlı oynanıyor ve kimi yerde kumar aracı, kimi yerde ritüel.

Parlett oyunun büyük olasılıkla Siyah Afrika kökenli olduğunu yazıyor ve Culin'in “Afrika'nın millî oyunu” nitelemesini haklı buluyor. Oyun Arap dünyasına, kuzeyde Suriye ve Türkiye'ye, Kazak ve Kırgız topraklarına, doğuda Hindistan'dan Filipinler'e yayılmış; Avrupa'ya ise Ege adaları dışında hiç yerleşmemiş. Oyunun kendisini tarif eden ilk Batılı metin 1665'ten: Fransız Thévenot, Levant'ta otuz yıl kadar önce gördüğü, kutu biçiminde, altı çukuru kutuda altı çukuru kapağında olan bir tahtayı anlatıyor.

Çocuk oyunları ne zaman doğdu?

Bizi en çok şaşırtan bulgu Parlett'in önsözünde: Biçimsel oyun oynamak, “tarih boyunca esas olarak bir yetişkin etkinliğiydi. Çocuklar bugüne dek oyuncaklarla oynadı, oyunlarla değil.” Çocuklar için masa ve kart oyunlarının gelişmesi Parlett'e göre tarihsel olarak yeni ve özellikle Batı kültürüne özgü; 18. yüzyılın sonundan pek daha geriye gitmiyor.

Kitaptaki örnekler bu cümleyi destekliyor:

  • Kore'nin haç-daire oyunu Nyout düşük sınıf kumar oyunu sayılıyor ve “iyi yetiştirilmiş çocuklara yasaklanıyordu”.
  • Parlett'e göre başka her oyundan çok türev doğuran Kaz Oyunu bir yetişkin kumarıydı. Toskana Büyük Dükü I. Francesco de' Medici'nin (1574–1587) İspanya Kralı II. Felipe'ye gönderdiği bu oyun 63 kareli bir spiralde zarla ilerlenen, hiçbir beceri gerektirmeyen bir piyangoydu. 18. yüzyılın sonundan itibaren “kraliyetle, aristokrasiyle, hatta yetişkinlikle bağı koptu”; Parlett'in deyişiyle ciddi kumarbazlar daha heyecanlı piyangolara geçip “geleneği çocuklarına bıraktı”. Parlett'e göre 1801'de Strutt oyunu çocukça ve modası geçmiş bir şey olarak anlatıyordu.
  • Yayıncılar bu boşluğu “gençleri eğiten ahlaki ve eğitici oyunlar” pazarıyla doldurdu: 1759 tarihli bir coğrafya oyunu, 1790 tarihli Game of Human Life, 1798 tarihli bir aritmetik oyunu. Parlett'e göre “modern masa oyunu sanayisinin Kaz Oyunu'nun sırtında kurulduğunu söylemek pek abartı olmaz”: Milton Bradley 1860'ta kuruldu ve ilk başarısını Game of Life ile kazandı; İngiltere'de Spear 1878'de, Parker Bros 1883'te kuruldu.
  • Yılan–Merdiven İngiltere'de 1892–93'te ortaya çıktı; Hindistan'dan dönen sömürgecilerin getirdiği bir ahlak oyununun, Parlett'in sözüyle “bozulmuş” biçimi. Hint aslında merdivenler erdemleri, çok daha kalabalık olan yılanlar kusurları temsil ediyor ve oyuncu Nirvana'ya doğru ilerliyordu. Victoria döneminin sonunda İngiliz tahtalardan ahlak öğütleri, iki savaş arasında da Hint motifleri silindi.
  • Ludo (İngiltere, yaklaşık 1863) Hindistan'ın beceri isteyen eşli oyunu Pachisi'nin “düpedüz çocuksu” bir evladı: Tek zar, altı atınca giriş, eş yok.

Parlett bugünün raflarını da sınıflandırıyor. “Aile oyunları” dediği grup “esas olarak çocuklar için tasarlanmış, ebeveyn sıfatıyla yetişkinlerin de oynayabildiği” oyunlar; çoğu geleneksel yarış mekaniğini kullanıyor (“zar at, oraya git, takıl, önce eve var”) ve “ebeveynlik modaları değiştikçe” eskiyor. “Eğitici” diye satılan oyunları da bu gruba koyuyor. Bizim yorumumuz: Bu etiket oyunun eğitici olup olmadığını değil, kime satıldığını anlatıyor.

Monopoly'yi kim icat etti?

Parlett'in anlattığı son hikâye, “yaratılış miti” dediği bir hikâye. Bilinen anlatı şöyle: Büyük Buhran'da işsiz kalan bir ısıtma mühendisi, Charles Darrow, oyunu icat etti ve milyoner oldu. Parlett'e göre oyuna bağlanabilen en eski ad başka: Maryland'li bir Quaker olan Lizzie J. Magie, 1904'te The Landlord's Game (Ev Sahibinin Oyunu) için patent aldı. Patent çizimindeki tahta bugünkü Monopoly'yi hemen hatırlatıyor: 40 kareli kare pist, satın alınabilen 22 arsa, her kenarda bir demiryolu, “Hapse Git” köşesi, tur başına 100 dolar maaş. Magie oyunu kazanç için değil, iktisatçı Henry George'un “tek vergi” kuramını öğretmek için tasarlamıştı: Magie'nin 1924'te yenilediği patente göre amaç, mevcut toprak mülkiyeti düzeninde ev sahibinin öbür girişimler karşısındaki avantajını ve tek verginin toprak spekülasyonunu nasıl caydıracağını göstermekti.

Oyun yirmi yıl boyunca el yapımı kopyalarla Quaker ve üniversite çevrelerinde dolaştı; gruplar sokak adlarını kendi şehrine uyarladı, kimileri tekel kuralını ekledi. Darrow 1933'te arkadaşlarının getirdiği, Atlantic City sokak adlarını taşıyan böyle bir ev yapımı setle tanıştı. Parker Bros 1934'te oyunu “fazla karmaşık” diye reddetti; Darrow 5.000 set bastırıp kendisi sattı; satışlar hızlanınca Parker 1935'te oyunu yayımladı ve sonbaharda haftada 200.000 kutu üretiyordu. 1970'lerdeki Anti-Monopoly davası sırasında Magie'nin patentleri yeniden gündeme geldi; Parlett'e göre Parker Bros, Darrow'un patentini korumak için Magie'nin oyununun haklarını satın almıştı ve Magie'ye son ödeme 500 dolar olmuştu. Bu hikâyede yalnızca 1904 patentinin kendisine baktık (Lizzie J. Magie, “Game-Board”, No. 748.626, 5 Ocak 1904), gerisini başka kaynakla karşılaştırmadık.

Monopoly'nin başka bir özelliği de var: Parlett'e göre Nazi Almanyası ve Stalin oyunu yasakladı; kitap yazıldığı sırada (1999) Çin, Kuzey Kore ve Küba'da hâlâ resmî olarak yasaktı. Bugün durumun ne olduğuna bakmadık.

Bu yazı neyi göstermiyor

  • Yazı tek bir kitaba, Parlett'in 1999 tarihli kitabına dayanıyor. Parlett'in kaynakları çoğunlukla ikincil (Murray 1913 ve 1952, Culin, Bell); birincil kaynak olarak 1283 tarihli Alfonso elyazmasına sık başvuruyor. Arkeolojik tarihlerden yalnızca Ur tahtasını (British Museum kaydı) ve Magie'nin patentini kendimiz kontrol ettik; Senet, Mehen, Go ve satranç tarihlerini başka kaynakla karşılaştırmadık. 1999'dan sonraki araştırmalar bazı tarihleri değiştirmiş olabilir.
  • Parlett'in kitabında bulduğumuz en az bir hata var: Kaz Oyunu'nu oynayan Fransız kralı XIII. Louis'yi 1612'de “iki yaşında” ve annesini “Catherine de' Medici” olarak anıyor; oysa XIII. Louis 1601 doğumlu, annesi Marie de' Medici. Bir ikincisi: Konfüçyüsçü düşünür Mencius'u MÖ 2. yüzyıla koyuyor; Mencius MÖ 4. yüzyılda yaşadı.
  • Tavla ve mangalanın Türkiye'deki tarihi için Türkçe kaynaklara bakmadık; Parlett bu konularda yalnızca birer cümle yazıyor.
  • “Çocuklar oyuncaklarla oynadı, oyunlarla değil” cümlesi Parlett'in genel yargısı; kitap bunun için ayrı bir kanıt dosyası sunmuyor. Antik çağda çocukların zarla ya da aşık kemiğiyle oynadığını gösteren tasvirler var (MÖ 800 dolayı iki kız heykelciği gibi); Parlett'in ayrımı kurallı, biçimsel oyunlarla ilgili.
  • Masa oyunlarının çocuğun gelişimine etkisi bu yazının konusu değil; bu yazı için o araştırmalara bakmadık.

Sık sorulan sorular

Dünyanın en eski masa oyunu hangisi?

Tek cevabı yok. Bulunmuş en eski eksiksiz takım Ur kraliyet mezarlarından (British Museum'a göre MÖ 2600–2400). Mısır'ın Senet'i ve yılan oyunu Mehen MÖ 3000 dolayına uzanıyor ama kuralları bilinmiyor. En uzun süre değişmeden oynanan oyun Go.

Tavla Türk oyunu mu?

Tavla ailesi çok eski ve çok uluslu: ataları Ur ve Mısır'ın yarış oyunları, Roma'nın Tabula'sı ve Orta Doğu'nun Nard'ı. “Tavla” sözcüğünün Latince tabula'dan Yunanca tavli yoluyla geldiği kabul edilir (bu bağlantı bizim eklememiz). Parlett Türkiye'de hâlâ oynanan Moultezim'i ve Levant'ta yaygın, belki Türk kökenli Gioul'u anıyor; Türkiye'deki tavlanın tarihi için Türkçe kaynaklara bakmadık.

Satranç nerede icat edildi?

Parlett'e göre MS 600'den önce kuzeybatı Hindistan'da, Chaturanga adıyla. İran'a, oradan Araplara geçti ve 1000 yılı dolayında Avrupa'ya ulaştı. Bugünkü kurallar (güçlü vezir, uzun giden fil) 1490 dolayında İspanya ya da İtalya'da ortaya çıktı.

Monopoly'yi kim icat etti?

Oyuna bağlanabilen en eski ad Lizzie J. Magie; 1904'te “The Landlord's Game” için patent aldı. Charles Darrow 1933'te ev yapımı bir kopyayla tanıştı; Parker Bros oyunu 1935'te telif karşılığı yayımladı. Parlett bu süreci bir halk oyununun evrimine benzetiyor.

Masa oyunları çocuğun zekâsını geliştirir mi?

Bu yazı bir tarih yazısı; bu soru için araştırmalara bakmadık. Parlett'in söylediği şu: “Eğitici” diye satılan oyunlar, oyun sanayisinin “aile oyunları” dediği, çocuklar için tasarlanmış ticari grubun bir parçası.

Kaynaklar

  • Parlett, D. (1999), The Oxford History of Board Games, Oxford University Press. Yazıdaki bilgilerin sayfaları: önsöz s. x (çocuklar ve oyun); s. 3–9 (tanımlar ve sınıflama); s. 21–30 (zarlar, Lidyalılar, topaç zar); s. 42–43, 49 (Nyout, Pachisi, Ludo); s. 63–68 (Ur, Senet); s. 72, 74–75, 78, 83–85 (Tabula, Nard, Moultezim, Gioul, backgammon adı, katlama zarı); s. 88–101 (Mehen, Yılan–Merdiven, Kaz Oyunu, eğitici oyunlar, şirketler); s. 167–168 (Go); s. 207–208, 216–217 (mangala); s. 263, 278–283, 299, 304–306 (dama, satranç); s. 345–354 (aile oyunları, Monopoly).
  • Ur Kraliyet Oyunu tahtası, British Museum, müze no. 120834: kayıt
  • Magie, L. J. (1904), Game-Board, ABD patenti 748.626: patent
  • Metropolitan Sanat Müzesi, eski Mısır masa oyunları üzerine yazı (Senet ve Yirmi Oyunu): yazı

Yorumlar

Yorum bırakın

Yorumlar yayınlanmadan önce incelenir.