David Shannon'ın Too Many Toys kitabının kapağı

Kaç oyuncak yeter?

10 Ekim 2026

Kısaca: Bir çocuğun kaç oyuncağı olması gerektiğini söyleyen bir araştırma yok. Elimizdeki en iyi ipucu tek bir küçük laboratuvar çalışması: Önüne 16 yerine 4 oyuncak konan 18–30 aylık çocuklar her oyuncakla daha uzun ve daha farklı biçimlerde oynadı. Oyuncakları dönüşümlü çıkarmak mantıklı ama sınanmış değil. Oyuncağı ödül olarak kullanmaya gelince: Çocuğun zaten sevdiği bir iş için ödül vaat etmek o işe ilgisini azaltabiliyor, eşyayla ödüllendirilerek büyüdüğünü hatırlayan yetişkinler de daha maddiyatçı çıkıyor; bu bir ilişki, neden-sonuç değil. Yazıda neyin bilindiğini, neyin bilinmediğini ve evde denenebilecek bir düzeni ayırdık.

Okuma süresi yaklaşık 9 dakika

Bu soru bize çok soruluyor ve cevabını dürüstçe vermek istiyoruz.

İnternette “bir çocuğun ortalama 238 oyuncağı var, ama yalnızca 12'siyle oynuyor” diye bir rakam dolaşıyor. İzini sürdüğümüzde, 2010'da İngiltere'de The Telegraph'ta haberi çıkan, yöntemi yayımlanmamış ticari bir ankete dayandığı anlaşılıyor. Kimin, kaç kişiyle, nasıl yaptığını bulamadık. Bu yüzden bu rakamı kullanmıyoruz.

Elimizdeki en iyi ipucu: dört mü, on altı mı?

2018'de yayımlanan, ABD'de Toledo Üniversitesi'nde yapılan bir çalışmada 18–30 aylık 36 çocuk, bir oyun odasında iki kez 15'er dakika oynadı. Bir seferinde odada 4 oyuncak vardı, bir seferinde 16. Oyuncaklar çocukların daha önce görmediği oyuncaklardı.

Basında çıkan özetlere göre 16 oyuncak varken çocuklar ortalama 8 oyuncakla oynadı; yaklaşık 20 kez oyuncak değiştirdiler ve her oyun bölümü ortalama 1 dakika sürdü. 4 oyuncak varken yaklaşık 3 oyuncakla, ortalama 2 dakikalık yaklaşık 10 bölüm hâlinde oynadılar. En önemlisi, az oyuncak varken her oyuncağı kullanmanın yaklaşık yüzde 60 daha fazla farklı yolunu buldular.

Bu çalışmanın sınırları da önemli. Araştırmacılardan Metz, bulguların henüz ön bulgular olduğunu söylüyor. Tek bir küçük çalışma; laboratuvarda yapıldı, evde değil; oyuncaklar çocuklar için yeniydi; başka bir ekip tarafından tekrarlandığını görmedik. Çalışmaya katılan aileler evde ortalama 87 oyuncak olduğunu söylemiş.

Bu çalışmadan “çocuğun dört oyuncağı olmalı” sonucu çıkmıyor. Çıkan sonuç daha dar: Aynı anda önünde daha az oyuncak olan küçük çocuk, her oyuncakla daha uzun ve daha çeşitli oynuyor.

Oyuncak rotasyonu işe yarar mı?

Oyuncakların bir kısmını kaldırıp birkaç haftada bir değiştirmek, ebeveyn rehberlerinde sık önerilen bir yöntem; Kim John Payne (2009) buna “oyuncak kütüphanesi” diyor: Odaya giren her oyuncak için biri depoya (s. 75). Montessori sınıflarında da fazla materyal dolapta tutulur, ama gerekçe farklı: Angeline Lillard'ın aktarımıyla materyaller “çocuklar hazır göründükçe ya da artık ihtiyaç duymadıkça” çıkarılır ve kaldırılır (2017, 1. bölüm); amaç merakı tazelemek değil, materyali gelişim sırasına göre sunmak. Lillard “az seçeneğin” dayanağı olarak da yetişkinlerle yapılan seçim bolluğu deneylerini anıyor, çocuk ve oyuncak çalışmalarını değil (3. bölüm). Toledo çalışmasının yazarlarından Metz de rotasyonu öneriyor.

Ama evde oyuncak rotasyonunu sınayan hakemli bir çalışma bulamadık; Payne'in ve Lillard'ın kitaplarında da yok. Yöntem mantıklı görünüyor: Bir süre görünmeyen oyuncak yeniden çıktığında, yeni bir oyuncağın merakını kısmen geri getiriyor olabilir. Bu bir çıkarım, bir bulgu değil.

Oyuncaksız anaokulu

1990'ların başında Almanya'nın Bavyera eyaletinde bağımlılık önleme çalışanları ilginç bir proje başlattı: “Oyuncaksız anaokulu”. Anaokulundaki hazır oyuncaklar, ailelerin de katılımıyla yaklaşık üç ay boyunca kaldırılıyor; çocuklar çevrelerindeki malzemelerle ve birbirleriyle oynuyor. Proje sonra İsviçre'de de uygulandı.

Bu proje “az oyuncak daha iyidir” iddiasının kanıtı olarak sık anılıyor. Ancak kontrollü bir değerlendirmesini bulamadık. Elimizdeki raporlar öğretmen gözlemleri ve aile görüşleri. Ayrıca proje oyuncakları birkaç aylığına tamamen kaldırıyor; bu, evde daha az oyuncak bulundurmakla aynı şey değil.

Oyuncak ödül olarak verilmeli mi?

Burada iki ayrı araştırma alanı aynı yöne işaret ediyor.

Ödül beklentisi ilgiyi azaltabiliyor. 1973'te yayımlanan ünlü bir deneyde, resim yapmayı zaten seven okul öncesi çocuklara resim yaparlarsa bir ödül alacakları söylendi. Bir iki hafta sonra bu çocuklar, ödül almayan ya da ödülü sürpriz olarak alan çocukların yarısı kadar zamanı resim yaparak geçirdi. 128 deneyi birleştiren bir analiz de önceden söz verilen somut ödüllerin, özellikle çocuklarda, bir işe kendiliğinden ilgiyi azalttığını gösteriyor. Sürpriz ödüllerde bu etki görülmüyor. Bu konuyu oyunlaştırma yazımızda ayrıntılı anlattık.

Eşyayla büyütmek ve maddiyatçılık. 2015'te yayımlanan bir araştırmada yetişkinlere çocukluklarında ailelerinin onları eşyayla ödüllendirip ödüllendirmediği, eşyalarını alarak cezalandırıp cezalandırmadığı ve sevgilerini hediyeyle gösterip göstermediği soruldu. Bunu çok yaşadığını hatırlayanlar yetişkinlikte daha maddiyatçıydı ve kendilerini sahip oldukları eşyalarla daha çok tanımlıyordu. Bu ilişki, ailesini sıcak hatırlayanlarda da görülüyordu.

Bu çalışmanın zayıf yanı açık: İnsanların çocukluklarını hatırlamasına dayanıyor ve neden-sonuç ilişkisi kurmuyor. 259 bağımsız örneklemi birleştiren başka bir analiz ise maddiyatçılığın daha düşük iyi oluşla ilişkili olduğunu gösteriyor.

Psikolog Tim Kasser'in 2002 tarihli kitabı bu ilişkinin bir adım gerisine bakıyor. Kasser'in aktardığı, 1995'te yayımlanan bir çalışmada ABD'de 18 yaşındaki 140 gençle ve anneleriyle çalışılmış: Finansal başarıya, kendini kabul etmekten, iyi ilişkilerden ya da topluma katkıdan daha çok değer veren gençlerin anneleri görüşmelerde daha az sıcak, daha eleştirel ve daha kısıtlayıcı bulunmuş (s. 30–31). Kasser bunu güvenlik ihtiyacı karşılanmayan çocuğun eşyaya sarılması diye yorumluyor, ama aynı yerde yorumunun spekülasyon olduğunu ve daha çok araştırma gerektiğini yazıyor (s. 32). Çalışma tek bir zaman noktasındaki ölçümlere dayanıyor ve ebeveynin genel tutumunu ölçüyor, eşyayla ödüllendirmeyi değil. Kasser'in sevgiyi hediyeyle gösteren ebeveynler hakkındaki uyarısı (s. 89, 105) bir araştırma bulgusu değil, kendi görüşü; 2015 çalışması bu uyarıyla uyumlu bir ilişki buldu.

İkisini birlikte okuyunca şunu söyleyebiliyoruz: Oyuncağı davranışın para birimi yapmamak için iki ayrı sebep var. Doğum günü ve bayram gibi ara sıra verilen, davranışa bağlı olmayan hediyeler bu bulguların kapsamı dışında kalıyor; sorun, eşyanın ödüllendirmenin, cezalandırmanın ya da sevgi göstermenin alışkanlık hâline gelmiş aracı olması.

Dağınıklık çocuğa zarar verir mi?

“Kaotik ev” araştırmaları, gürültülü, kalabalık ve düzensiz evlerde büyüyen çocukların birçok alanda daha zayıf sonuçlarla ilişkili olduğunu gösteriyor. 112 çalışmayı tarayan bir derleme bu ilişkinin tutarlı olduğunu söylüyor. Ama bu çalışmalarda ölçülen şey oyuncak sayısı değil; gürültü, kalabalık, telaş ve düzenli bir günlük akışın olmaması. Alanın 2010 tarihli derlemesine göre (Evans ve Wachs) ilişki gelire indirgenemiyor: Orta sınıf ailelerde de görülüyor ve gelir kontrol edildiğinde çoğunlukla kalıyor (s. 5, 226). Derlemenin kendi koyduğu sınırlar başka: Çalışmaların çoğu aynı anda yapılan ölçümlere dayanıyor ve neden-sonuç kuramıyor; kaosun hangi parçasının etkili olduğu ayrıştırılamıyor. Dağınıklık kaosun olası boyutlarından biri sayılıyor, ama derlemedeki yazarlar bu boyutun ayrı olarak çok az çalışıldığını yazıyor (s. 157, 161); bulabildikleri tek analiz 1968–72 arasında ABD'de evlerin “temizlik” puanına dayanıyor ve oyuncakla ilgisi yok.

Bu yüzden “çok oyuncak dağınıklık demek, dağınıklık da çocuğa zarar” demek doğru olmaz. Söylenebilecek olan, öngörülebilir bir günlük düzenin ve sakin bir evin daha iyi sonuçlarla ilişkili olduğu.

Bu endişe yeni değil

Tarihçi Gary Cross (2004), 20. yüzyıl başındaki ABD çocuk yetiştirme uzmanlarının bugünkü tartışmayı neredeyse aynı sözlerle yaptığını gösteriyor. Anaokulu hareketinin öncüsü Patty Smith Hill 1914'te oyuncakların Noel'de ve doğum gününde yığılmak yerine yıl boyunca, gelişim ihtiyacına göre azar azar verilmesini öğütlüyordu. İngiliz otorite Beatrix Tudor-Hart'a göre çocuğun ayrılamadığı tek bir bebek ya da ayı hayal gücünü ve duygularını besliyor, daha fazlası ebeveynin arzusuna hizmet ediyordu. Dönemin tipik uyarısına göre çok oyuncak verilen çocukların “hayatın küçük şeylerinden zevk alma yetisi ellerinden alınabilir” ve “hoşnutsuz bir hayat” izleyebilirdi (s. 37).

Cross bu görüşlerin veriye değil, Victoria dönemi orta sınıfının “sadelik” idealine ve zevkine dayandığını yazıyor (s. 38). Bugün elimizde o uzmanlardan fazla olarak yalnızca yukarıdaki küçük laboratuvar çalışması var. Cross'un kendi cümlesi de kayda değer: Çocuklara doğum günü ve bayramlarda “araştırmaların istediklerini gösterdiğinden daha çok şey” alıyoruz (s. 13). Dayandığı kaynak 1985 tarihli tek bir çalışma; biz ona bakmadık.

Bugün en çok okunan “az oyuncak” rehberlerinden biri olan Kim John Payne'in Simplicity Parenting kitabı (2009) oyuncak yığınının “yarıya, sonra yine yarıya, belki bir kez daha yarıya” indirilmesini öneriyor (s. 60). Payne bu yöntemi “gelişim psikolojisinden değil” yirmi yıllık danışmanlık deneyiminden çıkardığını açıkça yazıyor ve kitabın köklerinin Waldorf eğitiminde olduğunu söylüyor (s. xii, 23). Kitapta oyuncak sayısıyla ilgili tek rakam, sosyolog Juliet Schor'a atfedilen “ortalama Amerikalı çocuk yılda yetmiş oyuncak alıyor” cümlesi; yöntemi kitapta yok, biz Schor'a bakmadık (s. 57). Payne'in kendi çalışması (32 Waldorf okulundan 55 çocuk; hakemli dergide değil, bir Waldorf bülteninde) oyuncak sayısını ayrı ölçmüyor; ortam, ekran, program ve diyet değişikliklerini bir paket olarak uyguluyor (s. 27–28). Yani yüz yıl önceki uzmanlar gibi Payne'in dayanağı da veri değil, görüş ve deneyim. Kitabı ayrı bir yazıda ele alıyoruz.

Çocuk doktorları ne diyor?

Amerikan Pediatri Akademisi'nin 2019'da yayımladığı oyuncak seçimi raporu, oyuncağın asıl değerinin çocukla yetişkin arasındaki sıcak etkileşimi desteklemek olduğunu söylüyor. Aşırı uyaran değil, hayal gücünü ve problem çözmeyi destekleyen oyuncaklar öneriyor. Raporun okuyabildiğimiz basın özetlerinde bir oyuncak sayısı, rotasyon ya da ödül önerisi yok.

Bu hafta deneyin: raf ve kutu

Bunlar bizim önerimiz; hiçbiri sınanmış bir yöntem değil.

  1. Oyuncakların yarısını bir kutuya koyun ve gözden uzak bir yere kaldırın.
  2. Rafta kalanları, çocuğun görebileceği ve kendisinin alabileceği biçimde, aralıklı dizin.
  3. İki üç hafta sonra kutudan birkaç oyuncak çıkarın, raftan birkaçını kutuya koyun. Hangisinin kutuya gireceğini çocuğa sorun. (Payne ilk ayıklamanın çocuk olmadan yapılmasını öneriyor, çünkü çocuk her şeyi savunur, s. 65; biz rotasyon aşamasında sormayı tercih ediyoruz.)
  4. Bir oyuncak yeniden çıktığında ilk yarım saat bir şey söylemeyin. Nasıl oynadığına bakın.
  5. Oyuncak almayı bir davranışın karşılığı yapmayın. Hediye günleri hediye günü olsun.

Bu yazı neyi göstermiyor

  • Bir çocuğun kaç oyuncağı olması gerektiğini söyleyen bir araştırma yok.
  • Toledo çalışmasının özgün makalesine erişemedik; rakamları üniversitenin duyurusundan ve basında çıkan özetlerden aldık.
  • Oyuncak rotasyonu ve oyuncaksız anaokulu kontrollü çalışmalarla sınanmadı.
  • Eşyayla ödüllendirme ve maddiyatçılık arasındaki ilişki, yetişkinlerin hatırlamasına dayanan, neden-sonuç kurmayan bir çalışmadan geliyor.
  • Türkiye'de çocukların kaç oyuncağı olduğuna dair bir veri bulamadık. Bulabildiğimiz rakamlar yalnızca pazar büyüklüğüyle ilgili olduğu için burada kullanmadık.
  • Kasser (2002), Evans–Wachs (2010), Lillard (2017) ve Payne (2009) kitaplarını okuduk; dört kitabın hiçbirinde oyuncak sayısıyla ilgili bir deney ya da rotasyonu sınayan bir çalışma yok. Kitapların atıf yaptığı özgün makalelere bakmadık.

Sık sorulan sorular

Bir çocuğun kaç oyuncağı olmalı?

Bunu söyleyen bir araştırma yok. Tek bir küçük laboratuvar çalışmasında, önünde 16 yerine 4 oyuncak olan 18–30 aylık çocuklar her oyuncakla daha uzun ve daha çeşitli oynadı. Bu, sahip olunan oyuncak sayısı değil, aynı anda ortada duran oyuncak sayısı hakkında.

Oyuncak rotasyonu nedir, işe yarar mı?

Oyuncakların bir kısmını kaldırıp birkaç haftada bir değiştirmek. Mantıklı bir yöntem ve sık öneriliyor; ama evde sınayan hakemli bir çalışma bulamadık.

Çocuğu oyuncakla ödüllendirmek doğru mu?

Çocuğun zaten sevdiği bir iş için önceden ödül vaat etmek o işe ilgisini azaltabiliyor. Ayrıca çocukluğunda eşyayla ödüllendirildiğini hatırlayan yetişkinler daha maddiyatçı çıkıyor; bu ilişki neden-sonuç göstermiyor. Davranışa bağlı olmayan hediyeler bu araştırmaların konusu değil.

Çocuklar ortalama kaç oyuncağa sahip?

Güvenilir bir veri bulamadık. Sık dolaşan “238 oyuncak” rakamı, yöntemi yayımlanmamış bir 2010 İngiltere anketinden geliyor gibi görünüyor. Payne (2009) sosyolog Juliet Schor'a atıfla ortalama Amerikalı çocuğun yılda 70 oyuncak aldığını yazıyor (s. 57); yöntemine bakmadık ve bu sahip olunan değil, yılda alınan sayı. Toledo çalışmasına katılan ABD'li aileler evde ortalama 87 oyuncak olduğunu söylemiş.

Kaynaklar

  • Dauch ve ark. (2018), oyuncak sayısı ve oyun, Infant Behavior and Development: Toledo Üniversitesi duyurusu, BPS Research Digest, Science News
  • “238 oyuncak” rakamının izi: Earthbound Report
  • Oyuncaksız anaokulu: Aargau Kantonu broşürü, Bristol'deki bir anaokulunun değerlendirmesi
  • Lepper, Greene ve Nisbett (1973), deneyin özeti: SFU Educational Review
  • Deci, Koestner ve Ryan (1999), Psychological Bulletin: tam metin
  • Richins ve Chaplin (2015), eşyayla ebeveynlik ve maddiyatçılık, Journal of Consumer Research: özet, PsyPost
  • Dittmar ve ark. (2014), maddiyatçılık ve iyi oluş: kayıt
  • Marsh ve ark. (2020), kaotik ev ve çocuk gelişimi, BMC Public Health: kayıt
  • Amerikan Pediatri Akademisi (2019), oyuncak seçimi raporunun özeti: HealthyChildren
  • Cross, G. (2004), The Cute and the Cool: Wondrous Innocence and Modern American Children's Culture, Oxford University Press, s. 13, 37–38
  • Kasser, T. (2002), The High Price of Materialism, MIT Press, s. 9, 22–23, 30–32, 78, 89, 105
  • Evans, G. W. ve Wachs, T. D. (der.) (2010), Chaos and Its Influence on Children's Development, American Psychological Association: Wachs ve Evans, s. 5–6; Ackerman ve Brown, s. 37–38; Brooks-Gunn, Johnson ve Leventhal, s. 156–157, 161–162; s. 226
  • Lillard, A. S. (2017), Montessori: The Science Behind the Genius, 3. baskı, Oxford University Press, 1., 3. ve 6. bölümler
  • Payne, K. J. ve Ross, L. M. (2009), Simplicity Parenting, Ballantine Books, s. xii, 23, 27–28, 57, 60, 65, 75